Hizmetlerimiz

This is your Services Page. It's a great opportunity to provide information about the services you provide. Double click on the text box to start editing your content and make sure to add all the relevant details you want to share with site visitors.

Bireysel Psikolojik Danışmanlık

Bireysel psikolojik danışma nedir?

Bireylerin kendilerini daha iyi keşfetmelerini, davranışlarını daha iyi anlamlandırabilmeyi ve kendilerini geliştirmelerine yardım eden; karşılaştıkları kişisel, toplumsal ve sosyal problemleri ile baş etme becerilerini kazanmayı hedefleyen, psikolojik danışman ve birey arasında birebir gerçekleşen gizlilik ve gönüllülük esasına dayalı bir süreçtir.

Psikolojik danışma; bireylerin, ailelerin ve grupların ruh sağlığı, iyi oluş, eğitim ve kariyer amaçlarına ulaşmalarında onları güçlendiren profesyonel bir ilişkidir.

Bireysel Danışmanlık; özgüven, cesaret, huzur gibi pozitif duyguları artırmaya çalışır.
Psikolojik Danışmanlık süreci, kişisel farkındalık ve kişisel bir gelişim yolculuğudur.


Bireysel Psikolojik Danışma Ne Zaman Olmalıdır?
Bireysel psikolojik danışmalar vakanın düzeyine göre haftalık veya iki haftalık olarak programlanır. Seanslar 50 dakika sürmektedir.

 

Bireysel / Yetişkin Danışmanlığı Çalışma Alanlarımız

  • Kişisel Gelişim

  • Kişiler Arası İletişim Sorunları Aile İçi İletişim

  • Öfke Kontrolü

  • Stres Yönetimi

  • Kaygıyla Başa Çıkma

  • Cinsel Problemler Özgüven Kazanımı Depresyon

  • Sosyal Kaygı

  • Kayıp ve Yas Süreci Uyku Sorunları

  • Yeme Problemleri Panik Atak Problemleri Fobiler

  • Travma Sonrası Stres Bozukluğu

  • Obsesif Kompulsif Bozukluk (Takıntı Hastalığı) Kariyer Danışmalığı, Kişisel ve Mesleki Gelişim Kimlik Sorunları

  • Kariyer Danışmalığı, Kişisel ve Mesleki Gelişim Kimlik Sorunları
     

 
 

Oyun Terapisi

Oyun Terapisi nedir?

Oyun çocuğun ilk dilidir ve aynı zamanda tek evrensel dildir. Oyunlar, duyguları ifade etme, kişilerarası ilişkileri keşfetme ve kendini gerçekleştirme araçlarıdır. Ayrıca oyunlar çocukları hayata hazırlar. Çocuklar oyunlarda günlük hayatlarını kontrol edilebilir bir şekilde yeniden

kurarlar, oyunlarda günlük hayatta karşılaşamayacakları zorluklarla karşılaşırlar, oyunlarda aşılmaz zorlukların üstesinden gelirler ve hayata bir nevi hazırlık hazırlarlar. Oyun, çocukların büyümesi, gelişmesi, öğrenmesi ve ilişki kurması için vazgeçilmez doğal bir süreçtir.

Oyun terapisi hangi durumlarda işe yarar?

  • Zorbalığa maruz kalmış/kalmakta olan çocuklarda, - Zorbalık sergileyen çocuklarda

  • Yas /kayıp yaşayan çocuklarda

  • Ebeveynleri boşanmış çocuklarda

  • Ebeveynlerinden biri veya ikisi tarafından terkedilmiş olan çocuklarda

  • Fiziksel, duygusal ve cinsel istismar durumlarından birine veya birden fazlasına maruz kalmış çocuklarda

  • Deprem, çatışma, ameliyat, hastalık gibi kriz ve travmanın sebep olduğu davranışsal sorunlar yaşayan çocuklarda

  •  Kaygı bozukluğuna sahip çocuklarda,

  • Depresyon tanısı alan veya depresyon belirtisi gösteren çocuklarda,

  • Dikkat eksikliği ve hiperaktiviteye sahip çocuklarda,

  • Seçici mutizm olan çocuklarda

  • Akademik başarısızlık yaşayan çocuklarda

  • Sosyal ilişkiler kurmakta zorlanan ve sosyal uyum sorunu yaşayan çocuklarda,

  • Fiziksel engelliliğe bağlı olarak çeşitli sorunlar yaşayan çocuklarda - Alt ıslatma ve/veya dışkı kaçırma gibi sorunlar yaşayan çocuklarda - Kardeş kıskançlığı yaşayan çocuklarda

  • Yalan, hırsızlık, gibi davranış bozukluğu sergileyen çocuklarda

  • Tırnak yeme, parmak emme, saç yolma, tik vb. sorunlar yaşayan çocuklarda Oyun terapisi birincil müdahale olarak veya destekleyici terapi kullanılmaktadır.

Oyun Terapisi türleri
 

Filial Terapi: Filial terapi, en az oyun terapisi kadar sık karşımıza çıkan bir psikoterapi türüdür. Peki sıkça duyduğumuz Filial terapi nedir? Bu terapi, oyun terapisi çatısı altında yer alan psikoterapi türlerinden biridir. Filial terapi de sadece terapist ve çocuk yer almaz. Aile bireyleri de terapi sürecinde yer alır. Çünkü Filial terapinin ana amacı çocuklar ve aileler arasındaki problemleri tespit ederek, iletişim problemleri başta olmak üzere yaşanan sıkıntıları ortadan kaldırmaktır.

Kum Havuzu Terapisi: Kum havuzu terapisi adında da anlaşılacağı üzere çocukların kum havuzunda, figürler kullanarak oynamasını tanımlar. Oyun terapisinin alt türlerinden biri olan kum havuzu terapisinde, çocuk farklı sahneler ortaya çıkarır. Aslında oynarken kendi hayatından örnekler ortaya koymakta

ve problemlerini yansıtmaktadır. Çocuğun bu davranışları ile problemlerini tanımlayarak ifade etmesi ve gerektiğinde problemi çözmek için neler yapabileceğini öğrenmesi, problem çözme becerilerinin farkına vararak geliştirmesi hedeflenir.

Hayali Oyunlar: Hayali oyunlar, bir tür rol yapma oyunlarıdır. Çocuk, kendini farklı bir karakterin yerine koyabilir. Ya da elinde bulunan, aksiyon figürleri, bebekler ve bebek evleri gibi malzemeleri konuşturarak, doğrudan ya da dolaylı olarak yaşadıkları sıkıntıları ifade edebilirler. Terapist bu oyun süreçlerini dikkatlice izleyerek değerlendirir. Çoğu zaman çocuğu serbest bırakır, bazı durumlarda da yönlendirme yapabilir.

Biblioterapi: Biblioterapi kelimesinin kaynağı kitaptır. Oyun terapisinin alt türlerinden biri olan biblioterapi de terapist, çocuğun duygu dünyasını anlamak için kitapları kullanır. Çocuk ve terapist birlikte kitap okurlar ve terapist okuma boyunca yol göstericidir. Çocukla belli temalar ve beceriler üzerine okuyarak öğrenirler.

Bilişsel Davranışçı Oyun Terapisi: Oyun terapisi türlerinden biri olan bilişsel davranışçı oyun terapisi, terapistin daha çok dahil olduğu bir türdür. Bu türde, terapist çocuğun düşünme şeklini değiştirmek, farklı düşünebileceğini öğretmek ve baş etme becerileri kazandırmak için oyuncak bebek, figür ya da pelüş hayvanları kullanır.

Oyun terapisinin faydaları nelerdir?

Oyun terapisi sayesinde travmatik deneyimler geçiren çocukların duygularına ulaşmak mümkün hale gelir. Terapi ile başa çıkamadıkları duygularla nasıl mücadele edeceklerini öğrenirler. En çok uygulanan teknik ise rol oyunlarıdır. Diğer taraftan 6 yaşın üzerindeki çocuklar kendini ifade etmede daha küçüklere göre daha rahattır. Bu nedenle oyun terapisine 6 yaş üzeri çocuklarda konuşmalar da eklenebilir.

Rol oyunları aracılığıyla zor deneyimler ve durumlar tekrar canlandırılır veya figürlerle ve resimlerle görselleştirilir. Çocuklar bu sayede negatif duygularını yeniden yaşarlar ve terapistin yardımıyla bu duygulara yönelik yeni bir bakış açısı geliştirebilirler.

Oyun terapisi sürecinde çocuklar olaylarla ilgili bakış açılarını, davranışlarını değiştirebilir. Baş etmekte sorun yaşadıkları duygularını, oyun sırasında yeniden yaşayarak bu tecrübeleri değiştirme fırsatı bulurlar. Böylece hem oyun tecrübeleri hem de hayattaki ilişki alışverişlerinden zevk alır hale gelebilirler.

Oyun Terapisi Çocukları Etkileyen Hangi Vakalarda Başarılı Sonuçlar Verir?

Aile içi şiddet, ağır bir hastalıktan dolayı sıklıkla veya sürekli olarak hastane ortamında yaşama, çatışmalı aile ortamı, boşanma, evlat edinilmiş ya da koruyucu aileye verilmiş olma, dikkat eksikliği ve hiperaktivite, duygusal, fiziksel, cinsel taciz, sevilen birinin çok hasta olması veya ölümü, çok fazla kazaya veya hastalığa maruz kalma, alt ıslatma, seçici dilsizlik, İçe kapanıklık, sosyal ilişkiler kurmakta zorluk çekme, tuvalet, uyku ve yeme sorunları, aşırı sinirlilik, öfke ve saldırganlık, tikler ve fobiler, kardeş kıskançlığı, okula başlamakta veya uyum sağlamakta zorluk çekme.

Terapist ile çocuk arasındaki terapötik ilişkiyi geliştirmeye dair

Bağlanma ve ilişkiyi Geliştirme: Terapi, çocuğun sorunlarına değil çocuğa odaklanır. Destekleyici bir çevre oluşturulduğunda çocuğun içindeki muhteşem güç kendini gerçekleştirmeye yönelecektir. Bu sebeple terapistin, koşulsuz olumlu tutumu ve çocuğun içsel dünyasını aynalamak için sözel yansıtmalar kullanması bu muhteşem gücün ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

Bilinçdışına erişim: Yıkıcı deneyimler bilinçdışında çatışmalara neden olabilir. Çatışmalı bir bilincin kökenine dair izler kendini, oyunlarda gösterir. Ayrıca küçük çocukların elleriyle materyallerle oynaması araştırmalara göre bilinçaltının daha önce deneyimlediği bir şeyleri bilincine taşımaya çalıştığı anlamına gelmektedir.

Duygusal boşalma: Çocuk, oyuncak bebeğin su dolu kap içerisinde boğulması sırasında “siren sesleri çıkararak” ambulansı sürer. Suyun derinliklerinden bota çıkartılan bebek ile aslında çocuk, travmatik deneyimini temsil eden oyuncaklarla olayı dışsallaştırmış olur. Terapistin düzeltici tepkileriyle duygu, düşünce ve bedenindeki strese yol açan inançlarını da fark eder ve duygusal boşalma sağlanır. Bu da çocuğun kendi kendini yatıştırma (öz-regülasyon) becerisini arttırır.

Stresle başa çıkma: Çocuk yaşamış olduğu duygusal acılarla yüzleşir. Terapistinin desteğiyle birlikte kişisel güçlenme hissi kazanmaya başlar.

Davranışsal prova: Güvenli oyun odasında, terapistin nazikçe davetiyle çocuk, kedine özgü temalar ortaya koyduğunu keşfeder. Örneğin: aile temaları (beslenme, ayrılma vb.) güvenlik temaları (kurtulma, tehlike, saldırgan, kurban karakterler). En temel ilgi ve güvenlik teması içeren ifadeler ise; çocuk sessizce oynadığı oyun sırasında “kadın ve adam kavga ediyor. Adam kaçıp gidiyor. Çocuk masanın altına saklanıyor.” olabilir.

Metaforlar: Terapi esnasında çocuklar, içsel çatışmalarını mesaj niteliğindeki metaforlar aracılığıyla ifade ederler. Yaşadığı olayları maskeli bir şeklide terapiste sunmaktır. Tekrar eden örtük anı; her türlü kızgınlık, hayal kırıklığı, güvensizlik, çatışma, kıskançlık gibi duygular metaforik ifadelerle aktarılır. Örneğin: Çocuğun, tavşan buna üzülür, kukla ayı buna kızgın görünüyor, tavuk yemeğini paylaşmak istemiyor gibi sözleri.

Sınır Koyma: Terapist, içeriği yansıtarak sınır koymak istediği konu üzerine kısa cümleler kullanır. Örneğin: “üzgün hissediyorsun, bana vurmanı onaylamıyorum.” gibi.

Oyun Terapisinin Nörobiyolojik Açıdan Etkisi

Travmatik anıların sürekliliği ya da korku, kaygı ve öfke gibi duygulara sıkışıp kalma beyin işlevini bozabilir.

Tüm canlılar bir alarm sistemine sahiptir. Alarm sistemi insanlarda eski beyin (limbik sistem) dediğimiz kafamızın arka bölümünde yer alan kısımdır. Limbik sistem: 1-4 yıl arasında gelişen, çocuğun duygularını anlatmasında, sözel olmayan olayları yorumlamasında, olası tehdit durumlarına karşı “donma, kaçma ve savaşma” tepkilerinin ayarlanmasında öneme sahiptir. Bir de yeni beyin olarak adlandırılan frontal lob vardır. Bu da kafamızın ön tarafında yer alır. Soyut düşünebilme, yaratıcılık neden-sonuç kurabilme ve mantık yetilerimiz bu kısmın işleyişine bağlıdır.

Olumsuz gelişimsel deneyimler (annenin doğum sürecinde stresli olması, hastalıklar vb.), yetersiz çevresel girdiler(bağımlılığı olan ebeveyn, duyusal bilgiler, boşanma, sosyal ilişkiler vb.), ihmal (çocukla senkronize olamamak, ilgi, sevgi, güven eksikliği), istismar (şiddet, cinsel istismar vb.) bu alarm sisteminin bozulmasına sebep olur. Herhangi bir tehdit olmamasına veya travmaların bitmiş olmasına rağmen alarm sistemi yine de açık kalır. Ayarı bozulmuş alarm sistemini (eski beyni) şu şekilde tarif edebiliriz. Güvenlik sistemi bozulmuş bir ev gibi. Hafif bir rüzgârdan, kuşların bahçede ötmesinden bile sürekli güvenlik alarmı çalar.

Oyun terapisi ile çocuğa, alarmın açık olduğu fark ettirilip, yeniden düzgün şekilde çalışabilmesi için ayar yapması öğretilir. Bu alarm sistemiyle işbirliği içinde olan bedenimizde bazı değişimler gözlemlenir. Gergin kaslar gevşer, göğüsteki sıkışmalar azalır ve ilişkiler hakkında yeni şeyler öğrenmeye hazır hale gelir.

Yaratıcılık ve sözsüz ifadeleri içinde barındıran oyun terapisi ile çocukta rahatlama görülür. Mantık ve gerçeklikle sorumlu frontal korteksi ile limbik sistem (alarm sistemi) arasındaki bağlantı yeniden kurulur.

Çocuk ve Ergen Terapisi

Çocuk ve Ergen Terapisi Nedir?

Çocuk, ergen ve gençlere yapılan yatırım yetişkinlere göre çok daha verimlidir. Çocuk ve ergenlere erken ve zamanında müdahale etmekle onların yıllarca mutsuz kalmasını ve ruhsal kırılma noktalarının yıllarca yaşamlarında kötü izler bırakmasını önleyebiliriz.

Çocuklar ve ergenler çeşitli karmaşık yapılara sahiptirler. Ebeveynler çocuklarının nasıl büyüyeceği, nasıl gelişeceği ve nasıl bir birey haline gelecekleri konusunda sürekli endişe ederler. Pek çok çocuk ve ergen büyürken farklı durumlarla karşılaşırlar ve bazı durumlarda yardıma ihtiyaç duyabilirler.

Çocuklar ve ergenlerle yapılan terapi aile üyeleri arasında ilişkiye, birbirlerine nasıl davrandıklarına, nasıl iletişim kurduklarına ve birbirlerinden ne kadar farklılaşabildiklerine bakar. Terapi çocukların, ergenlerin sorunlarına değinirken, ailenin değişmesine yardım eder.

Psikoterapi çocuklarda duygusal ve davranışsal değişimler gerçekleştirmeye çalışır. Çocuklar ve ergenlerde konuşmak kadar, oyun oynamak, resmetmek, yaratmak ve rol yapmak gibi yöntemlerde duyguların paylaşılmasında ve problemlerin çözümünde etkilidir.

Terapi, ergenlere ve çocuklara duygusal destek vermek, yaşadıkları çatışmaları çözmek ve duygularını-problemlerini anlamak konularında yardım eder. Terapinin hedefleri spesifik olabilir (örneğin davranışların değişimi, arkadaşlar ve aile ile ilişkilerin geliştirilmesi, bağımlılıktan kurtulmak, öfke kontrolü) ya da daha genel bir hedef konulabilir (örneğin daha az kaygı duymak, kendine güven duygusu geliştirmek). Terapinin uzunluğu problemin ne kadar karmaşık ve şiddetli olduğuna bağlı olarak değişir.

Terapi ve tedavi sürecinde çocuk ve ergenlerin herhangi bir ruhsal bozukluk tanısı almadan da bireysel, ailesel yada toplumsal sorunlar yaşayabilecekleri unutulmamalıdır. Buradaki temel sorun gelişim döneminin olağan çatışmalarından kaynaklanır. Çocuk ve ergenin bedensel, zihinsel, akademik, sosyal durumu ve pozisyonu göz önüne alınmalıdır.

Genellikle eğilimin aksine sorunlar oluşmadan önce, önlem veya daha kaliteli bir yaşam sürebilmek amacıyla destek almanın koruyucu bir sağlık çalışması olduğu unutulmamalıdır.

Ergenlik döneminde yaşadığı çatışmaların yetişkinlik döneminde de devam etmemesi ve sağlıklı bireyler yetiştirebilmek için terapi almak ergenler ve çocukların ruh sağlığı için önemli bir olgudur.

Çocuk ve Ergenlerde görülebilecek başlıca sorunlar:

  • Ergenlerde arkadaş problemleri

  • Aile ergen çatışmaları

  • Ergenlerde okul başarısızlığı

  • Kişilik bozuklukları

  • Ergenlerde suç davranışı

  • Ergenlerde yeme bozukluğu

  • Ergenlerde özgüven problemi

  • Ergenlerde takıntılar

 
 

CAS TESTİ

CAS Testi nedir?

CAS (Cognitive Assessment System) 5-17 yaş arası çocukların bilişsel işlemlerini değerlendirmek amacıyla geliştirilmiş olan bir araçtır. Bu araç sadece İstanbul Üniversitesi tarafından verilmekte, bu eğitimi alan Psikologlar ve Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlikler tarafından uygulanmaktadır.

CAS’ in Uygulama ve Kullanım Alanları
CAS, 5-17 yaş okul çağı çocuklarının bilişsel işlemlerdeki yeterliliğini ve düzeyini belirlemek amacı ile geliştirilmiştir. CAS ayrıca aşağıdaki 
durumların değerlendirilmesi amacı ile de kullanılmaktadır.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Olan Çocukların Değerlendirilmesi

CAS, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların bilişsel işlem özelliklerinin değerlendirilmesi için uygun bir araçtır. Dikkat ve Planlama Ölçekleri bu tanı düşünüldüğündü özellikle önemlidir. Dikkat Ölçeği; bireyin, seçici dikkatte, uygun uyarıcıya yönelmede ve uygun olmayan uyarıcılara ise direnmede ne kadar başarılı olduğunun belirlenmesi konusunda uygulayıcılara olanak sağlar. Planlama Ölçeği; çocukların, bilişsel aktiviteleri organize etmede ve kendilerini programlamadaki düzeylerini belirlemede ne kadar başarılı olduklarının belirlenmesinde uygulayıcılara iyi bir değerlendirme aracı sağlar.

Öğrenme Güçlüğü Olanların Değerlendirilmesi

CAS, Öğrenme güçlüğünün altında yatan bilişsel işlemlerin değerlendirilmesi için de uygun bir araçtır. Örneğin, okumadaki şifre çözmeyle ilişkili Ardıl Bilişsel İşlem problemlerinin ortaya çıkmasına yardımcı olabilir. Eşzamanlı ve Ardıl Bilişsel İşlem Puanları okuduğunu anlamayla ilgili olabilir. Aynı şekilde, matematik problemlerinin çözümüyle ilgili Planlama güçlüklerinin belirlenmesinde kullanılabilir.

Zihinsel Engelli Olanların Değerlendirilmesi

Bir çocuğun zihinsel engelli olma ihtimalinin belirlenmesinde CAS iki açıdan kullanışlıdır. Birincisi, çocuğun eğitim yoluyla sonradan öğrendiği bilgilere çok az ihtiyaç duyan bir değerlendirme sağlar. Böylece çocuk bilgi eksikliği nedeniyle testlerde başarısız olmayacak ve doğal performansı puanlara tam olarak yansıyacaktır. İkincisi, birçok farklı bilişsel işlemin değerlendirilebilmesine olanak sağladığı için ayırıcı tanıya yardımcı olabilecektir.

Travmatik Beyin Hasarı Olanların Değerlendirilmesi

Dört PASS ölçeğinin her biri, travmatik beyin hasarına karşı hassas olan çok çeşitli bilişsel işlemlerin ölçümüne olanak sağlar. Organizasyon, dürtü kontrolü, dikkat, problem çözme ve planlama özellikle travmatik beyin hasarı olan çocuklarda sorun oluşturmaktadır (Savage ve Wollcott, 1994) ve CAS bu bilişsel fonksiyonları kapsamaktadır.

Ciddi Duygusal Bozuklukları Olanların Değerlendirilmesi

CAS, ciddi duygusal bozuklukları olan çocukların değerlendirilmesinde de yardımcı olabilecek bilgiler sağlar. Bu çocukların davranış kontrolü, diğer kişilerle yaşadıkları sosyal problemleri ve dürtüsellikle ilgili olarak yaşadıkları güçlükleri CAS Planlama ölçeğindeki düşük puanlarla ilişkilendirilebilir.

Üstün Zekalı Çocukların Değerlendirilmesi

CAS’in dört ölçeği de üstünlüğün değerlendirilmesi için gerekli olan bilişsel işlemlerin değerlendirilmesine olanak sağlar. CAS bilişsel işlemlerin geniş kapsamlı bir şekilde ölçümüne olanak sağlar ve geleneksel zeka testleriyle ölçülemeyen bilişsel alanlarda üstün olan bireyleri belirleyebilir. Ölçülen fonksiyonların daha geniş kapsamlı olması nedeniyle geleneksel testlerle belirlenenlere göre daha çeşitli alanlarda üstün olan çocukları belirleyebilir.

Planlama Problemleri Olanların Belirlenmesi

CAS, çocuğun planlama ve organizasyon düzeyini değerlendirmek için sistematik ve yapısal bir yöntem sağlar (Weyandt ve Willis, 1994). Planlama alt testleri çocuğun etkinlikleri organize etmesine, uygun stratejiler kullanmasına, dürtüselliğine, davranışlarını düzenlemesine ve değerlendirilmesine karşı hassastır.

Başarının Önceden Kestirilmesi

CAS, çocukların akademik başarılarını önceden kestirmeyi hedeflemektedir. Dört PASS ölçeğinin her biri akademik performansın özel alanlarındaki başarı ve başarısızlıklarla ilişkilidir. Tam Ölçek Standart Puanı, temel başarının önceden belirlenmesinde en iyi göstergedir. Dört PASS ölçeğinin her birine ait standart puanlar da akademik performansın özel alanları ile ilişkilidir.

 

MMPI Kişilik Testi

Çok Yönlü Kişilik Envanteri (MMPI) Nedir ve Kimlere Uygulanır?

Çok Yönlü Kişilik Envanteri (Minnesota Multiphasic Personality Inventory – MMPI), ilk olarak 1937 yılında ABD Minnesota Üniversitesi'ndeki klinik psikolog Starke R. Hathaway ve nöropsikiyatrist J. Charnley McKinley tarafından; zihinsel sağlık bozukluklarının teşhisine yardımcı olmak için klinik amaçlı olarak geliştirilen ve halen en yaygın şekilde kullanılan kişilik testidir.

Çok Yönlü Kişilik Envanteri - MMPI testi, kişilik özelliklerini bilimsel ve objektif olarak ortaya koyan, bireyin kişisel ve toplumsal uyumunu nesnel açıdan değerlendirmeyi hedefleyen bir testtir. Değerler ve davranışların yanında psikopatolojik belirtiler hakkında da doğru ve farklı bilgiler sağlar.

Klinik amaçlı kullanıldığında birden fazla bozukluğu aynı anda değerlendirme olanağı verdiğinden “çok yönlü” olarak adlandırılmıştır. Türkiye için uyarlama ve standardizasyonu 1980 yılında yapılmıştır. Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri dünyada en yaygın kullanılan yetişkin psikopatoloji ve kişilik testidir. Çeşitli ruh sağlığı uzmanları ve psikologlar MMPI envanterini ayırıcı tanıyı koymak, tedavi planını oluşturmak veya personel seçiminde işe uygun kişiyi seçmekte kullanmaktadır. Ayrıca adli psikologlar hukuksal prosedür çerçevesinde suça bulaşmış veya suça bulaşmış olma şüphesi olan kişilere MMPI uygulamaktadır.

Uygulanan bireyin kişilik özelliklerini objektif ve bilimsel kriterler kullanarak ortaya çıkartabilen bir özelliğe sahiptir. Kağıt-kalem testidir. Bireysel ve grup olarak uygulanabilir. 16 yaş üstü en az orta eğitim seviyesindeki bireylere uygulanır. Zaman sınırlaması yoktur. 1,5-2 saatte uygulanabilir. Envanterin, sağlığı, psikosomatik belirtileri, motor bozukluklar, cinsel, dini, politik ve sosyal tutumlar, eğitimsel, ailevi ve evlilik sorunları ile çeşitli nevrotik ve psikotik eğilimleri ölçmeyi amaçlayan 566 maddesi 10 klinik ve 3 geçerlik alt testi vardır. “doğru”, “yanlış” şeklinde self-report olarak yanıtlanır.

Çok Yönlü Kişilik Envanterinin Kullanım Amaçları Nelerdir?

Çok Yönlü Kişilik Envanteri - mmpı testi, çoğunlukla psikolog ve akıl sağlığı uzmanları tarafından, zihinsel sağlık bozukluklarını değerlendirmek, tanı ve teşhis koymak ya da tedavi sonrası tedavinin etkinliğini değerlendirmek için kullanılan bir testtir.

Bununla birlikte; kişinin normal kişilik özelliklerini tespit etmesi açısından, evlenmeyi düşünen çiftlerin kişilik olarak birbirlerine uyup uymadıklarını analiz etmede, kişilik tipleri ve kişilik bozukluklarını tespit etmekte, özellikle risk faktörü yüksek olan işlerde işe alınacak kişilerin işe uygunluğunu analiz etmekte, ceza ve velayet ihtilaflarını çözmek için yargılamalarda etkin bir tarama aracı olarak kullanılabilmektedir.

 

Denver II Gelişimsel Tarama Testi

Denver II Gelişimsel Tarama Testi Nedir?

Küçük çocuklarda var olan gelişimsel sorunları tespit etmek amacıyla geliştirilmiş bir ölçme aracıdır. Çocuğun yaşına uygun birtakım becerilerini değerlendirmek, gelişimsel olarak şüpheli durumları objektif olarak ölçmek ve risk altındaki çocukları izleyebilmek için 116 madde ve 4 alt bölümden oluşan bir ölçektir.

Testin Türü: Gelişim testidir.


Uygulanacak Yaş Grubu: 0-6 yaş arasındaki çocuklara uygulanan bir testtir. Uygulanacak Kişi Sayısı: Anne&baba ve çocukla birlikte uygulama yapılmaktadır.

Uygulama Şekli: Anne&babadan çocukla ilgili bazı bilgiler alınır ve uygulamaya geçilir. Test formunda yer alan maddelerden anneye yöneltilmesi gereken sorular anneye yöneltilir ve çocuğun yapması beklenen maddeler ise çocuğa yöneltilir. Testin verilişinde standart yönergeye uyulması gerekmektedir.

DENVER II sağlıklı görünümdeki çocuklarda olası gelişimsel sorunları saptamak amacı ile kullanılır. Üç temel alanda değerlidir:

a) Sağlıklı gözüken çocukları olası sorunları yönünden taraması,
b) Gelişimsel gerilik olduğundan kuşkulanılan işlevleri nesnel şekilde saptama olanağı vermesi,

c) Riskli bebekleri (örneğin doğum öncesi sorunlar, düşük doğum ağırlıklı ya da erken doğmuş, çoğul gebelikler, ailede gelişimsel sorunu olanlar, yardımcı üreme teknikleri ile doğan bebekler v.b.) izlemede kullanılabilmesi.

Kapsadığı KİŞİSEL-SOSYAL, İNCE MOTOR, DİL ve KABA MOTOR alanlarda çocuğun kendi yaş grubundaki diğer çocuklarla karşılaştırılarak hangi yüzdelik diliminde olduğunu göstermesi açısından diğer birçok gelişimsel tarama testine göre daha kolay uygulanma özelliği taşımaktadır.

Denver II Testi sahada şu üç alanda kullanılmaktadır: 

1- Klinik değerlendirme: Herhangi bir belirti göstermeyen sağlıklı çocuklarda ya da bazı belirtilerinden kuşkulanılan 0-6 yaş grubu çocuklarda tarama testi olarak kullanılmalıdır. Testin belirli aralıklarla (örneğin yılda bir) uygulanması gereklidir. Ayrıca anne-babaya çocuk gelişimi konusunda bilgi ve öneri verebilmek için uygun bir ortam oluşturur.

2- Özel Eğitim: Gelişimsel sorunu konusunda tanı almış ve özel eğitime başlatılan çocukların ilk değerlendirmeleri ve aralıklı olarak tekrarlanarak eğitim programının olumlu ya da olumsuz etkilerinin izlenmesine yardımcı olur.

3- Okul Öncesi Kurumları: Okulöncesi eğitim kurumuna başlayan çocuğun beceri düzeyinin ve gelişiminin belirlenmesi ve olası bir sorunda doktora/hastaneye yönlendirme amaçlı kullanılabilir. Aileye bilgi vermek ve çocuğun eğitim programını oluşturmakta yararlı olur.

 

Aile Danışmanlığı

Aile terapisindeki amaç:

Aile bireylerini, birbirleriyle olan etkileşimlerini, rollerini, sınırlarını, geniş aileyle olan ilişkilerini, inceleyerek ailenin bütünlüğünü sağlamak, dengeye ulaşmasına yardım etmek, çatışmaları olumlu bir şekilde çözümlemek ve stres durumları için baş etme becerilerini öğretmektir. Aileye olumlu iletişim becerileri kazandırmak, empatik duyarlılık kazandırmak, sorun çözme becerileri kazandırmak aile terapisinin en önemli amaçlarındandır.

Ailenin farkındalığını arttırmak, aileye bilgi, beceri kazandırmak, tüm aile bireylerine eşit davranmak, taraf tutmamak, yargılamamak, güvenli bir ortam oluşturmak, koşulsuz kabul, koşulsuz saygı sağlamak, tavsiye verip yönlendirmemek, öğüt vermemek, objektif bir ortam sağlamak terapistin en önemli görevlerindendir. Terapide bu ortamlar sağlandıktan sonra, çeşitli teknikler ve terapi ekolleri ile sorunun daha da anlaşılması amaçlanır, ulaşılmak istenen hedefler belirlenir. Bunu yaparken tek sorumluluk terapiste ait değildir, terapist görüşme sürecini yönlendirir fakat kararlar, aileye bırakılır, koşulsuz saygı ilkesi baz alınır, terapist asla öğüt vermez, yargılamaz. Koşulsuz saygı, koşulsuz kabul, güven ortamında, sorun çözüme kavuşana kadar, aile sorun çözme becerisi kazanana kadar, terapiste ihtiyacı kalmayana kadar terapi devam ettirilir. Devam ve sonlandırma süreci her aileye, her probleme göre değişebilmektedir.